| |
Kadına uygulanan tetkikler
Jinekolojik muayene ve ultrason
Bu, değerlendirmenin önemli bir parçasıdır. Kadında gebeliğe engel
olabilecek vajinismus, vajinada, servikste ve uterusta doğumsal kusurlar,
uterus miyomları, over (yumurtalık) kistleri gibi jinekolojik patolojiler,
yapılan muayene ve ultrasonla anlaşılabilir, ya da en azından
şüphelenilebilir.
Erkeğin değerlendirilmesi
İnfertilite değerlendirmesinde yalızca spermiyogram yapmak yerine erkeğin
üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesinde fayda vardır. Bu
değerlendirmede erkekte gebeliğe engel olabilecek peniste şekil
bozuklukları, ereksiyon kusurları, varikosel, hormonal dengesizliğe işaret
edebilecek patolojiler saptanabilir. Spermiyogram incelemesi bu muayenenin
önemli bir parçasıdır.
Usulüne uygun olarak alınmış ve değerlendirilmiş bir spermiyogramda
aşağıdaki parametreler mutlaka yer almalıdır:
 |
sayı/ml
|
 |
ileri hareketli sperm yüzdesi
|
 |
meni hacmi
|
 |
morfolojik olarak normal yapıda olan sperm yüzdesi
|
 |
meni sıvısının pH değeri
|
20 milyon/ml ve/veya %40 motilite (hareketlilik) altında
kalan değerler subfertiliteye ("zor gebe kalma") neden olurken tekrarlanan
spermiyogramlarda sperm sayısının 10 milyon/ml altında ve/veya
hareketliliğin %20 altında olması durumunda nadiren gebelik oluşur.
Kadında hormonal tetkik
Özellikle adet düzensizliği, tüylenme, kilo problemi, göğüslerden süt
gelmesi gibi durumlarda hormonal bir dengesizlik olma olasılığı yüksektir.
Kadında polikistik over dışında ovulasyonu olumsuz yönde etkileyen iki
önemli hormonal bozukluk vardır: Birincisi tiroid problemleri (tiroid
hormonlarının normalden fazla ya da az salgılanması) ve ikincisi
hiperprolaktinemi (hipofiz bezinden salgılanan prolaktin hormonunun yüksek
olması). Bu iki durumu ortaya çıkarmak için kanda TSH ve prolaktin değerleri
bakılır. Belli durumlardan şüphelenildiğinde buna diğer hormon tetkikleri
eklenebilir.
Ovulasyon (yumurtlama) olup olmadığının belirlenmesi
Bunun için midluteal faz (luteal fazın ortasında) progesteron (MLP) ölçümü
en uygun olan incelemedir.
Kadında ovulasyon (yumurtlama) olduğunda çatlayan folikül aktif olarak
progesteron salgılayan ve corpus luteum (korpus luteum okunur) adı verilen
yapıya dönüşür. Bu yapının ömrü 14 gündür. İşte bu yüzden yumurtlamayla
başlayan ve adet kanamasına kadar devam eden döneme luteal faz adı verilir.
Progesteron hormonu luteal fazın tam ortasında en yüksek seviyeye ulaşır.
Ovulasyonun olup olmadığını belirlemede kullanılan en etkin yöntemlerden
biri MLP ölçümüdür.
Kadında adet görme mekanizması
Kan numunesinin alınacağı günün bilinmesi için kadının sikluslarının kaç gün
sürdüğünün iyi bilinmesi gerekir. Beklenen adet tarihinden 6-8 gün önce kan
alınır.
Tam luteal fazın ortasında eğer ovulasyon induksiyonu için ilaç
("yumurtlamayı sağlayıcı ilaç") kullanılmadıysa bu değerin 10-14 ng/ml
olması gerekir. HMG (human menopausal gonadotropins) ya da klomifen ile
ovulasyon induksiyonu yapılan sikluslarda corpus luteum daha "güçlü" hormon
salgıladığından bu değer 16-20 ng/ml arası bulunur. Kanda progesteron
bulunması ovulasyon olduğunun göstergesidir.
MLP ayrıca luteal faz defekti (LPD) için de uyarıcı olabilen bir
incelemedir. LPD'de corpus luteum hormonal bir nedenle "zayıf" olduğundan az
progesteron salgılar ve bu yüzden de luteal faz kısa sürer. LPD gebeliği
önleyen bir etken olabilir ve MLP'nin düşük çıkması LPD için ek tetkik ve
tedavi yapılmasını gerektirebilir.
Folikülometri
Ovulasyonun belirlenmesinde kullanılan diğer bir yöntemdir. Burada siklusun
ilk günlerinden itibaren overler (yumurtalıklar) ultrasonla dikkatli bir
şekilde değerlendirilir. Overlerden birinde oluşan folikül (nadiren birden
fazla sayıda folikül oluşabilir) gelişimi belli aralıklarla yapılan seri
ultrasonlarda izlenir. Bir folikülün 16-20 mm. çapına ulaştıktan belli bir
süre sonra kaybolduğunun gözlenmesi ve aynı zamanda karın içinde serbest
sıvı saptanması ovulasyonun kanıtı olarak kabul edilir. Folikülometri daha
çok ovulasyon induksiyonu ("yumurtlama tedavisi") yapılan sikluslarda
folikül gelişimi takibinde kullanılır.
Bazal vücut ısısı ölçümü
Yumurtlama olduktan sonra luteal fazda salgılanan progesteronun etkisiyle
vücut ısısında önce kısa süreli hafif bir düşme hemen sonrasında birkaç
dizyemlik yükselme meydana gelir. Bu ısı artışı olduktan sonra progesteron
salgısının devam ettiği dönem boyunca ısı yüksek kalır ve adetin oluşmasına
yakın düşmeye başlar.
Bazal vücut ısısı takibinde hassas ve dizyemli termometrelerle ölçüm
yapılır. Ancak gerek yöntemin zor uygulanırlığı, gerekse ateş, yorgunluk,
uykusuzluk gibi etkenlere bağlı olarak vücut ısısının değişkenlikler
göstermesi nedeniyle bu yöntem yumurtlamanın olduğunun belirlenmesinde çok
tercih edilmez.
İdrarda LH (luteinizan hormon) saptanması
Piyasada satılan ve ELISA yöntemiyle LH pikini (LH hormonunun en yüksek
aşamaya ulaştığı, yumurtlamadan hemen önceki dönem) belirleyebilen
prediktörler vardır. LH piki folikülün çatlamasını ve böylece ovulasyon
oluşumunu tetikleyen bir olaydır. Ancak ne yazık ki bu prediktörler birçok
kadında LH pikini doğru bir şekilde belirleyemez ve böylece ovulasyon
olduğunun belirlenmesinde yetersiz kalabilirler. Ayrıca bu prediktörler
kadının en fertil ("verimli") günlerini belirlemede de yeterli değildirler,
zira LH piki olduğunda ovulasyon olmuştur ve ovulasyonun birkaç gün
öncesinde kalan verimli dönemler atlanmış olur.
Histerosalpingografi (HSG)
Daha önce de belirttiğimiz gibi erkekte yeterli sperm olması, kadında
yumurtlama olması gebelik oluşumu için yeterli değildir. Overden salgılanan
oosit Fallop tüpünün fimbriyaları ("saçakları") tarafından alınmalı ve tüpün
içine gönderilmelidir. Burada da oosit hücresi spermlerle karşılaşmalı ve
döllenme gerçekleştikten sonra döllenen zigot tüpteki yolculuğuna devam
etmeli ve endometriumda kendine uygun bir yer bularak implante olmalıdır.
Bu yüzden serviksten endometriuma endometriumdan da Fallop tüplerine, Fallop
tüplerinden karın boşluğuna uzanan yol tümüyle açık olmalıdır. İşte
histerosalpingografi ("ilaçlı tüp filmi") bu yolu değerlendiren önemli bir
incelemedir ve infertilite değerlendirmesinin ilk basamağında yapılmalıdır.
Fallop tüplerinin açık olup olmadığının yanında, uterus boşluğu yapısı
hakkında da bilgi veren HSG, uterusta septum, unikorn ya da bikorn uterus,
Asherman sendromu gibi durumlar hakkında detaylı bilgi verebilir.
Histerosalpingografi adetin tümüyle bitmesinin hemen sonrasında yapılan bir
incelemedir
.
Endoskopik yöntemler (Laparoskopi ve histeroskopi)
Birinci basamak tedavi cevap vermediğinde, HSG'de tüpler tıkalı bulunduğunda
veya jinekolojik değerlendirmede kitle, endometriosis gibi bulgular
saptandığında laparoskopiye başvurulur.
Laparoskopi
genel anestezi altında yapılan bir işlemdir. Göbek deliğinin hemen altından
açılan bir delikten 10 mm. çapında bir boruyla karın boşluğuna girilir ve
içeriye gaz verilerek organların birbirinden uzaklaşması sağlanır. Daha
sonra bu delikten bir kamera yerleştirilerek tüm iç genital organlar
gözlenebilir. Gerekli durumlarda karnın alt kısımlarına açılan daha ufak
deliklerden bistüri, koter, makas gibi aletler yerleştirilerek çeşitli
operasyonlar da laparoskopiyle gerçekleştirilebilir.
Laparoskopiyle endometriozis, pelviste yapışıklıklar uterus ve diğer
yapılardaki yapısal anormallikler tanınabilir. Laparoskopi esnasında serviks
yoluyla verilen boyanın (kromopertubasyon) tubalardan geçişi, varsa nerede
tıkanıklık olduğu daha net olarak görülür. Laparoskopi tanı dışında aynı
seansta ya da farklı bir seansta tedavi için de kullanılabilir.
Laparoskopiyle over kistleri çıkartılabilir, tubalardaki tıkanıklıklar
giderilebilir ve pelvisteki yapışıklıklar temizlenerek yumurtalıklarla
fimbriyalar arasındaki engel kaldırılabilir. Bu amaçla lazer, koter ya da
basit bistüri tekniği kullanılabilir.
Yandaki resimde laparoskopik gözlem altında normal kadın iç genital
anatomisi görülmektedir.
HSG incelemesinde uterusta "septum" bulunduğunda tedaviye geçmeden önce
laparoskopi yapılarak bunun gerçek bir septum mu olduğu, yoksa bikorn uterus
anomalisinden mi kaynaklandığının ayırıcı tanısı mutlaka yapılır (HSG'de hem
septum hem de uterus bicornis çok benzer bulgular verir).
Histeroskopi ise serviksten ("rahim ağzından") girilerek uterusun içinin
incelenmesi yöntemidir. HSG'de anomali bulunduğunda histeroskopi yapılarak
tanı doğrulanır. Bu aşamada uterus septumu cerrahi bir işlemle
çıkarılabilir, Asherman sendromunda oluşan yapışıklıklar giderilebilir.
Falloposkopi ise çok ince optik sistemlerle serviksten uterusa, uterustan
tubalara girilmesi ve tubaların iç yapısının incelenmesi yöntemidir. Ender
uygulanan bir yöntemdir.
Nadiren ya da özel durumlarda kullanılan testler
antisperm antikor
Antisperm antikorlar kadında eşinin spermine karşı oluşturulmuş
antikorlardır. Vücudun bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan
antikorlar normalde vücuda zarar verebilecek bakteri, virüs ve yabancı cisim
gibi etkenleri vücuttan uzaklaştırmak için çalışırken burada kadının
bağışıklık sisteminin kendi eşinin spermlerine "saldırması" söz konusudur.
Erkekte de bazen kendi spermlerine karşı antikorlar bulunabilmektedir.
Antisperm antikorlar kadının serviksinde, endometriumunda ve kan serumunda
bulunabilirler. Bir zamanlar önemli bir infertilite nedeni olarak görülen
antisperm antikorların fertilitesi normal çiftlerde bile %10 oranında
gözlenmesi gerçek bir gebe kalamama nedeni olma özelliğine gölge
düşürmektedir. Bu yüzden değeri tartışmalıdır ve rutin testler arasında yer
almamaktadır.
postkoital test
Serviksin içinde bulunan salgı bezlerinin çok önemli görevleri vardır. Bu
salgı bezlerinin salgıladığı mukus ejakulasyon esnasında vajinanın arka
forniksine boşalan spermlerin filtre edilmesini, burada bulunan kriptalarda
depolanarak periovulatuar (yumurtlamadan hemen önceki günler ve
yumurtlamanın olduğu gün) dönemde salınmasını sağlar, gebelik oluşmasının
uygun olmadığı günlerde sperm ve diğer materyalin içeriye geçmemesi için bir
bariyer görevi görür. Mukus salgısı ve nitelikleri hormonal değişikliklere
göre oldukça önemli farklılıklar gösterir.
Postkoital test erkek spermiyle kadının servikal mukusu arasındaki ilişkiyi
değerlendirerek herhangi bir geçimsizlik olup olmadığını belirlemek için
yapılır. Uygun zaman diliminde yapıldığında kadının servikal salgısının
nitelikleri, erkeğin sperm özellikleri ve spermin mukus içinde
yaşayabilirliği hakkında önemli bilgiler verir. Zamanlaması zor bir testtir,
yorumlaması oldukça subjektiftir ve tanısal değeri de oldukça düşüktür. Bu
yüzden sık uygulanan bir test değildir.
Çifte ovulasyonun olduğu gün cinsel ilişkide bulunmaları ve 2-4 saat sonra
gelmeleri söylenir. 2-4 saat içinde arka forniksten serviks içine geçen
canlı sperm sayısı en üst seviyededir. Muayene esnasında serviksten ve arka
forniksten pamuklu çubukla numune alınır. Daha sonra numune mikroskop
altında incelenerek 'yeterli' ya da 'yetersiz' olarak değerlendirilir. Test
yeterli çıktığında serviksten salgılanan mukus sayıca normal spermi almaya
elverişli demektir. Yetersiz çıktığında ise en muhtemel neden zamanlamanın
iyi yapılmamış olmasıdır ve testin tekrarı gerekebilir.
endometrial biyopsi
Beklenen adet tarihine mümkün olan en yakın zamanda endometrial biyopsiyle
endometrirumdan doku parçası alınır ve mikroskop altında endometriumun
gününe uygun olarak vereceği görüntüyü verip vermediği araştırılır. LPD (luteal
faz defekti) tanısında MLP (midluteal faz progesteron ölçümü) yardımcı
olarak kullanılabilir. Çok kullanılan bir test değildir.
Jinekolojik muayene
Tam kan tetkiki
Hormon tetkikleri
Histeroskopik ameliyatlar
Laparaskopik ameliyatlar
Rahim filmi (HSG) |
|